“Kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur.
Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın.
Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin.
Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.” -Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley-
Hayatınızın her döneminde hata yapabilirsiniz, önemli olan bile isteye yanlış yapmamanızdır.
Eğer bir gün hata yaparsanız, ya da sevdiğiniz birisi hata yaparsa; bu hatanın üzerine kara kara düşünüp, diğer her şeyin önüne koymayın, bu hayatınızın geri kalanını mahvedecektir.
Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir, çamurda yuvarlanırsanız tüm vücudunuz çamura bulanır ve temizlenmek daha zor hale gelir ve sadece kendinizi değil, etrafınızdakileri de kirletmeye başlarsınız.
İnsanlar neden hatalarını geride bırakamaz?
Kendimizi cezalandırmanın bir çeşit “bedel ödeme” veya “kefaret” olduğunu mu zannediyoruz yoksa?
Oysa acı çekmek, hatayı düzeltmez. Hatayı düzeltmek için adım atmanızı engellemekten başka bir işe yaramaz.
Çamura bulaşmamak ya da bulaşılan çamurdan çıkmak için odağımızı geçmişten alıp, ‘Şu an neyi daha iyi yapabilirim?’ sorusuna çevirmek gerekir.
Hatayı yapan siz olursanız bunun pişmanlığını yaşayın, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi olmaya bakın, sevdiğiniz bir insan hata yaparsa, bunu affetmenin yolunu bulun.
Vicdan azabı, doğruyu yanlıştan ayıran ve bireyi ahlaki gelişime iten kritik, istenilen bir mekanizmadır, yaşam biçimi değildir.
Vicdan azabı ile boğulmak yerine, bu durumu gelişimimize katkı sağlayacak bir tetikleyiciye çevirmemiz gerekir.
Bireyi güçlü yapan, yaşadıkları ve bu yaşadıklarından dersler çıkarıp gelişimine sürdürmesidir.
Bu yazıyı paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.